Öncü yaklaşımlar, yenilikli çözümler 0850 888 6297 [email protected]
SAYGI, ÖZLEM VE MİNNETLE ANIYORUZ
En Son Eklenen Yazılar

SAYGI, ÖZLEM VE MİNNETLE ANIYORUZ

Atatürk: Benim naciz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.

Atatürk'ün sadece Türkiye için değil, dünya için ne kadar kıymetli olduğu, vefat ettiği zaman yabancı siyasilerin hakkında söyledikleriyle, yabancı medyanın yaptığı haberlerle bir kez daha gözler önüne serilmişti. Yüzlerce şair ise Atatürk'ün kıymetini ve hayatını kaybetmesiyle yaşanan acıyı şiirleriyle dile getirmişti.

10 Kasım 1938... Mustafa Kemal Atatürk, saat 9.05'te Dolmabahçe Sarayı'nda hayata veda etti.

16 Kasım 1938... Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi, Dolmabahçe Sarayı büyük tören salonundaki katafalka yerleştirildi. Yurttaşlar, 3 gün boyunca gözyaşlarıyla katafalkın önünden geçerek ilke ve inkilâplarının koruyucusu olacağına dair söz verdikleri Atatürk'e son görevlerini yerine getirdi.

19 Kasım 1938... Mustafa Kemal Atatürk'ün naaşı, 1942'de Türkiye'nin ikinci Diyanet İşleri Başkanı olacak olan Ord. Prof. Dr. Mehmet Şerafeddin Yaltkaya'nın gözetiminde yıkandı. Atatürk'ün cenaze namazı, Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonu'nda Yaltkaya tarafından kıldırıldı. Atatürk'ün cenazesi, Yavuz Zırhlısı ile İzmit'e, oradan da aynı akşam yurt içi gezilerinde kullandığı trenle Ankara'ya götürüldü.

20 Kasım 1938... Mustafa Kemal Atatürk'ün trenle Ankara'ya nakledilen cenazesi garda 12 general tarafından top arabasına konuldu. 101 pare top atışından sonra oluşturulan kortej eşliğinde TBMM'ye götürülerek katafalka yerleştirildi.

21 Kasım 1938... Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi, Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine defnedildi.

4 Kasım 1953... Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi; Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Nurullah Tolon, Ankara Valisi Kemal Aygün ve Ankara Belediye Başkanı Atıf Benderlioğlu'nun gözetiminde Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrinden çıkarıldı.

10 Kasım 1953... Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan ile askeriye, devlet erkanı ve yurttaşların katıldığı törenle Anıtkabir'e defnedildi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatı, sadece Türkiye'yi değil tüm dünyayı yasa boğdu.

İran'da bir ay sürecek ulusal yas ilan edildi.

Dönemin siyasileri, ölümünden büyük üzüntü duydukları Atatürk'ün Türkiye ve dünya için neler ifade ettiğini yaptıkları açıklamalarla dile getirdi.

Dünya basını, Atatürk'ün dünyaya olan etkilerinin neler olduğunu içeren haberler yayımladı.

"Benim üzüntüm iki türlüdür; önce böyle büyük bir adamın kaybından dolayı bütün dünya gibi üzgünüm. İkinci üzüntüm ise, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkân kalmamış olmasıdır. Beyaz Saray'daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader buna izin vermedi. Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler."

ABD Başkanı Franklin D. ROOSVELT

"Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıftan kişinin O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin Ata'sına layık bir tezahürden başka bir şey değildir.

İngiltere Başbakanı Winston CHURCHILL

"Akıllı ve barışçı yöntemlerle gerçekleştirdiği eseri halkların tarihinde izlerini bırakacaktır."

Fransa Cumhurbaşkanı Albert LEBRUN 

"Atatürk yalnız Türk tarihinin büyük bir siması değil, aynı zamanda bir büyük barış adamıdır. O'nun yeni Türkiye'yi yaratan eseri, yüzyıllara intikal eden bir anıt olarak kalacaktır."

Yunanistan Başbakanı Ioannis METAKSAS

Dünya basını Mustafa Kemal'in vefatını şu ifadelerle manşetlerine taşıdı;

 

"Kadınlar başka hiçbir ülkede bu kadar hızla ilerlememişlerdir. Bir ulusun bu derece değişmesi, tarihte, gerçekten eşi olmayan bir olaydır."

Daily Telgraph Gazetesi (İngiltere)

 

"Büyük düşüncelerin adamı, bir devlet mimarıydı."

Neue Freie Presse Gazetesi (Avusturya)

 

"Almanya, Türk Milletinin bu ölçülmez derecede büyük ziyanından dolayı acısına samimi olarak katılmaktadır. Atatürk, bütün dünyanın hayran kaldığı bir kalkınma yapan ilk devlet başkanı olmuştur."

Beobachter Gazetesi (Almanya)

"O'nun idaresi altında Türkiye, Avrupa'nın kıymetli bir üyesi oldu."

London Times Gazetesi (İngiltere)

 

"Atatürk büyük bir şahsiyet, çok büyük bir komutan, politik bir dehadır."

Excelsior Gazetesi (Fransa)

 

Dünya, bu savaş ve barış kahramanı büyük adamın ölümü ile yoksul düşmüştür. Gücü, zorlukları yenme kararı ve yiğitliği ile, aman bilmeyen galiplerin uygulamaya kalkıştıkları pranga siyasetini ilk kıran Atatürk'tür.

Pester Llyod Gazetesi (Macaristan)

 

"Yüzyılımızda, 'olmayacak hiçbir şey yoktur' şeklindeki tarihi gerçeği ispatlayan ilk adam olmuştur."

Rendelet Gazetesi (Macaristan)

"Mustafa Kemal öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık cihanda barışı kimse garanti edemez."

Sanerwin Gazetesi (Fransa)

 

"Atatürk gibi dehalar sadece görünüşte ölürler. Oysa, gerçekleştirdikleri eserlerle daima hayattadırlar."

Tahran Gazetesi (İran)

 

"Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mucizesidir."

National Tidence Gazetesi (Danimarka)

 

"Atatürk'ün ölüm haberi geldiği gün, Romanya'da bütün okullarda dersler tatil edildi."

Rador Ajansı (Romanya)

 

"Tarihteki büyük başarılar gözden geçirilecek olursa, Kemal Atatürk'ün yeniden bir ulus ve devlet yaratması kadar göz kamaştırıcı bir örneğinin bulunmadığı görülecektir."

The Daily Telegraph Gazetesi (İngiltere)

"Atatürk'ün yaptıkları, insanoğlunun kolay kolay yapabileceği şeylerden değildir. O; büsbütün başka bir insandı."

El - Mısri Gazetesi (Mısır)

 

"Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal'i mutlaka kıskanırdı."

Tchang Yang Yee Pan Gazetesi (Çin)

 

"Atatürk'ün ölümü yalnız Türk Milleti için değil, onun örneğine çok muhtaç olan bütün Doğu milletleri için en büyük kayıptır."

El - Eyyam Gazetesi (Suriye)

 

"Bir insana ölümünden sonra bu derece sevgi ve yas gösterileri yapılması milletler tarihinde az görülen şeylerdendir.'"

Athinaika Gazetesi (Yunanistan)

 

"Atatürk, ölümünden önce herkes tarafından saygı gösterilen, değer verilen güçlü, dinç, ve çalışkan bir Türkiye yaratma ülküsünü tamamıyla başardı."

Ele Nikon Mellon Gazetesi ( Yunanistan)

 

"Dünyanın çok nadir yetiştirdiği dahilerdendir. Dünya tarihinin gidişini değiştirmiştir."

An Nahar Gazetesi (Lübnan)

"Atatürk; milletin atası, kılıç, fikir, kalp ve irade adamı idi. milletin bu büyük evladı, aynı zamanda yirminci yüzyılın en büyük yurttaşıdır."

Slova Gazetesi (Bulgaristan)

 

"Atatürk'ün ölümü ile dünya büyük bir liderini kaybetti."

Gazetta Del Popolo Gazetesi (İtalya)

 

"Sırasıyla ihtilalci ve asi, sonradan muzaffer bir kumandan olan 'Türklerin babası'. Yeni Türkiye'yi yarattı, sultanları kovdu, kadınlara hürriyet verdi, fesi kaldırdı, ülkesinde radikal bir inkılap yaptı."

Paris - Soir Gazetesi (Fransa)

 

"Bu derece yüksek hilkatte bir adama sahip olduklarından dolayı, Türklere gıpta ediyoruz."

Ceska Slova Gazetesi (Çekoslavakya)

 

"Bu Türk milleti yastadır. Çünkü yeni Türkiye'nin yaratıcısı olan eşsiz şefini kaybetmiştir."

Stipsi Gazetesi (Arnavutluk)

 

"Atatürk'ü yeni Türkiye'nin kuruluşu yolunda katettiği şerefli merhaleleriyle anıyoruz."

Dirita Gazetesi (Arnavutluk)

Yüzlerce şair, vefatından büyük üzüntü duydukları Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki duygu ve düşüncelerini, 10 Kasım'daki acılarını kaleme aldı. Şiir yazan şairlerden biri de oldukça arzuladığı halde Atatürk ile görüşemeyen Âşık Veysel Şatıroğlu'ydu.

 

AĞLAYALIM ATATÜRK'E

 

Ağlayalım Atatürk'e

Bütün dünya kan ağladı

Süleyman olmuştu mülke

Geldi ecel, can ağladı

 

Doğu batı cenup şimal

Aman tanrı bu nasıl hal

Atatürk'e erdi zeval

Memur mebusan ağladı

 

Atatürk'ün eserleri

Söyleyecek bundan geri

Bütün dünyanın her yeri

Ah çekti, vatan ağladı

 

Fabrikalar icat etti

Atalığın ispat etti

Varlığın Türke terketti

Döndü çarh devran ağladı

 

Bu ne kuvvet, bu ne kudret

Var idi bunda bir hikmet

Bütün Türkler İnön'İsmet

Gözlerimiz kan ağladı

 

Tren hattı tayyareler

Tükler giydi hep kareler

Semerkantla Buharalar

İşitti her yan ağladı

 

Siz sağ olun Türk gençleri

Çalışanlar kalmaz geri

Mareşalin askerleri

Ordular tümen ağladı

 

Zannetme ağlayan gülmez

Aslan yatağı boş kalmaz

Yalnız gidenler gelmez

Her gelen insan ağladı

 

Uzatma Veysel bu sözü

Dayanmaz herkesin özü

Koruyalım yurdumuzu

Dost değil, düşman ağladı

Aşık Veysel ŞATIROĞLU

ON KASIMLAR'DA YÜRÜMEK

 

Atatürk'üm işte 10 Kasım yine

Dalgalanır ağaçlarla oğullar

Dalgalanır oğullarla nineler

Dalgalanır ninelerle genç kızlar

Özlemin ta yüreğime işlemiş

Seni bulmak, seni görmek için ben

Bütün toprak altıyla barışacağım

 

Ereceğim sana usta, barışta, başarıda

Öyle

Güçlüsün ki

Güçleneceğim

Öyle yücesin ki, yüceleceğim

Düşüne düşüne seni kocaman kocaman

Dağlara, dağlara karışacağım

 

Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz

Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün

Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt

Sanki ellerim gece

Sanki ellerim gündüz

Yazacağım seni daha, bir daha

Ben senin ölümünle yarışacağım

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

ATATÜRK'E AĞIT

 

Edirne'den Ardahan'a kadar

Bir toprak uzanır

Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar

Ardahan'dan Edirne'ye

Edirne'den Ardahan'a kadar

 

Kopdağı'nda akar bir çeşme var

Serçe parmak kalınlığında suyu

Haram etmiş gece gündüz uykuyu

Akar da akar

 

Samsun'un evleri denize bakar

Sokakları yosun içinde

Çaparlar, takalar, manavlar

Bilyalar gibi suyun yüzünde

Bir iner bir kalkar

 

İstanbul'da bir yâr sevdim

İnsanı günaha sokar

 

Savaştepe köprüsünden geçen trenler

Sel olur İzmir'e akar

İzmir'in denizi kız, kızı deniz

Sokakları hem kız hem deniz kokar

 

Güneyde mis kokulu bir ağaç

Yuvarlak yaprakları ince

Yaz gelip de güneş vurunca

Dallarından bal akar

 

Bu toprak bizim yurdumuzdur

Deli gönül yücesine çıkar

Bir üveyik olur uçar gider

Ardahan'da Edirne'ye

Edirne'den Ardahan'a kadar

Cahit KÜLEBİ

 

 

 

ATAM ANKARA SIRTLARINDA YATAR

 

Yıl otuz sekiz on kasım perşembe

Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar

Sarsılıyor İstanbul yedi tepe

Yaman esmiş Dolmabahçe'den rüzgar

 

Gerçek olamaz olsa olsa bir düş

Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş

Böyle toptan bir yas nerde görülmüş

Beraber ağlıyoruz kurtlar kuşlar

 

Bu memlekete en çok hizmet eden

Bu aşk ile dağlara gücü yeten

On sekiz milyonun omzunda giden

Atam Ankara sırtlarında yatar

Cahit Sıtkı TARANCI

ATATÜRK'Ü DUYMAK

 

Ulu rüzgâr esmedikçe

Yaşamak uyumak gibi.

Kişi ne zaman dinç;

Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

 

Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?

Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik.

Ekmek olmak için önce

Buğday olmak gibi.

Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe

Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi.

Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene

Her ışık-kaynak gibi.

 

En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,

Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,

Daha da yakınsın, daha da sıcak

Bıraktığın toprak gibi.

 

Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz,

Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,

Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:

Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.

Behçet NECATİGİL

MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Yeleleri alevden al bir ata binmiş

Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,

Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,

Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında

Destanlar yaratıyor cihanın görmediği

Arkasından dağ dağ ordular geliyor

Her askeri Mustafa Kemal gibi.

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel

Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.

Al bir ata binmiş yalın kılıç

Koşuyorlar zaferden zafere...

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Ölmemiş bir Kasım sabahı!

Yine bizimle beraber her yerde.

Yaşıyor dört köşesinde vatanın

Yaşıyor damar damar yüreklerde.

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum:

Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,

Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.

Uykularıma giriyor her gece.

Ellerinden öpüyorum.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

BİZSİZ GİDİYOR

 

Fecre benzettiği bayrakla kefenlenmiş Ata,

Çıktı bir kor gibi mermer kapısından sarayın.

Gönlümüz, bayrağı öğrendiği günden beri ta

Duymamıştır bu kadar hüznünü yıldızla ayın!

Gidiyor, gizleyerek sır gibi bizden sesini,

Çıkıyor, ilk olarak bir yola Başbuğ bizsiz.

Biz, ki dünyada, bırakmazdık onun gölgesini,

Bu ne hicranlı seferdir ki beraber değiliz.

Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil,

Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun.

Ey ilâhın yüce davetlisi, göklerden eğil,

Göreceksin, duruyor kalbimiz üstünde putun!

Sen ki Gayya'ya düşen on yedi milyon Türk'ün

Dehşetinden sararırken yüzü yaprak yaprak,

Onu bir hızla çevirmiştin ölümden daha dün:

Tunç elin, yalçın iradenle kolundan tutarak.

Ve bugün on yedi milyon geliyor bir yere de,

Ebedî yolculuğundan seni döndürmek için

-Onu yoktan var eden sendeki derman nerede?

Gücü ancak yetiyor kabrine yüz sürmek için

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

GİDİYOR

 

Gidiyor, rast gelmez bir daha tarih eşine;

Gidiyor on yedi milyon kişi takmış peşine!

Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla;

Gidiyor, göğsünü çepçevre saran bayrakla.

Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar;

Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.

Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi;

Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meşalesi!

Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var;

Haykıran seste o var, sessiz akan yaşta o var.

Siliyor ruhunun ulviliği fani etini,

Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini.

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça;

Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça.

Orhan Seyfi ORHON

O ÖLMEDİ

 

Tanrı ölmez, o dilerse görünür bir müddet,

Kaybolunca onu kalbinde bulur her millet.

 

Biliyormuş kaderin cilvesini evvelce,

Bütün ecrâm-ı sema yasla büründü o gece.

 

Yaklaşan bir acı önce güneşi korkuttu,

Ay tutuldu diyemem gökyüzü matem tuttu.

 

Ata geçti ebedin mevki-i müstahkemine

Bir direktif veriyor arza, beşer âlemine!

 

Bize ilham ile isal ediyor her haberi,

Ki onun kudret-i külliyye, emirber neferi.

 

Bağladı dâr-ı fenanın ebede telsizini,

Güdelim açtığı yollardan mübarek izini

 

Atatürk'ün beşere sunduğu peymânı budur:

Atatürk'e inananlar er olur, sulhu korur!

Neyzen Tevfik KOLAYLI

MUSTAFA KEMAL'LER TÜKENMEZ

 

Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir

Bu vatan bu topraklar cömert

Kutsal bir ateşim ki ben sönmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

 

Ben de etten kemiktendim elbet

Ben de bir gün geçecektim elbet

İki Mustafa Kemal var iyi bilin

Ben işte o ikincisi sonsuzlukta

Ruh gibi bir şey görünmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

 

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda

Bilimin yapıcılığın aydınlığında

Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben

Evrensel yepyeni buluşlarda

Geriliği kovmuşum ben dönmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

 

Başın mı dertte beni hatırla

Duy beni en sıkıldığın an

Baştan sona her şeyiyle bu vatan

Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Halim YAĞCIOĞLU

 


SAYGI, ÖZLEM VE MİNNETLE ANIYORUZ
Saygılarımızla,
ULUDAĞ BİLİŞİM